Yükleniyor
SARAYLARI VE KİLİSELERİYLE RAVENNA
SARAYLARI VE KİLİSELERİYLE RAVENNA

Yazar: Ercüment Sarıkaya

 

Dergimizin bir önceki sayısında başlayan Ravenna'nın erken dönem tarihi ve bazı yapıları hakkında kaleme aldığımız yazımızın bu bölümünde de günümüzdeki Ravenna'da ziyaret edebileceğimiz yapılar arasında gezip bunların önemli detaylarını inceleyeceğiz.

 

Daha önce de bahsettiğimiz ve Ravenna’nın en önemli yapısı diyebileceğimiz San Vitale Kilisesi sadece Ravenna için değil Roma İmparatorluğu’nun doğusu ile batısı arasında bir köprü kurması sebebiyle ekstra öneme sahiptir. Bu oktagon yani sekizgen plana sahip yapının günümüzde Küçük Ayasofya adıyla bilinen ve cami olarak kullanılan 6.yüzyılın Sergios Bakhos Kilisesi ile olan benzerliği bahsettiğimiz doğu ile batı arasındaki bu köprünün de en belirgin özelliğidir.

Santa Maria Maggiore

 

San Vitale’nin biraz doğusunda ise Santa Maria Maggiore bazilikası bulunur. İlk inşası Patrik Ecclesius tarafından 6.yüzyılda yapılan kilise sekiz sütunun ayırdığı üç nefli (koridorlu) bir bazilikadır.  Orijinal kilisenin 16.yüzyılda tahrip olmasının ardından 17.yüzyılda yeniden inşa edilmiş ve bu nefler, kemerler ile ayrılmışlardır.

 

Ravenna'nın eski dönemdeki nekropol bölgesinde ise Antakya’lı bir din adamı olan piskopos Apollinaris’e adanmış Sant’ Apollinare in Classe Kilisesi bulunur. 549 yılında inşa edilen yapı sütunlarla çevrili bir atriuma (avlu) sahiptir. Bu atriumdan üç kapı ile kilisenin ana mekânı olan naosa geçilir. Naos her bir sırada on iki sütun ile üç nefe ayrılmıştır.

Sant’ Apollinare in Classe

 

Yapının içinin oldukça aydınlık olmasını sağlayan sol ve sağ neflerin üzerlerindeki pencerelerin altında Ravenna’da görev yapmış piskoposların freskoları yer alır. Yapının yarım yuvarlak apsisi dışarıdan bakıldığında birkaç kırıklıklıdır. Kilisenin ilginç bölümlerinden bir tanesi ise bir panoda tasvir edilmiş Roma imparatorlarıdır. Bu panoda İmparator IV. Constantinus ve oğulları görülebilir. 

 

Ravenna’nın merkezine yakın Via IV Novembre Caddesi’nin kenarına gelindiğinde günümüze çok az kalıntısı ulaşabilmiş ve bir mağazanın içine sıkışmak zorunda kalan San Michele in Afrisco kilisesi ile karşılaşırız. Yaşadığı dönemde Suriye'de yaygın olan geniş arkadlı bazilikaların görünümüne sahip olan kilise, 6.yüzyılda ortalığı kasıp kavuran veba salgınının bitmesi için bu konuda yardımına ihtiyaç duyulan Aziz Mikhael’e adanmıştır.

San Michele in Afrisco

 

“Afrisco” kelimesi, ülkemizdeki antik dönemin Frigya bölgesinde iyileştiriciliğinden dolayı Aziz Mikhael’e adanmış birçok kiliseye yapılmış bir atıftır ve yapının adındaki bu “Afrisco” kelimesi de “Ad Frigsela” dan gelmektedir. Günümüze çok az kalıntısı kalmış olan yapının apsisi ve mozaikleri 1844 yılında Berlin'e götürülmüş ve halen orada sergilenmektedir. 

Berlin Bode Müzesi'nde Sergilenen Kilise Apsisi

 

Ravenna’nın bir diğer önemli yapısı ise San Michele in Afrisco’dan çıkıp kısa bir yürüyüşle ulaşılan Piazza Anita Garibal’di de karşınıza çıkar. San Giovanni Evangelista isimli bu 5.yüzyıl kilisesi dokuzar sütunu ile üç nefe ayrılmıştır.

San Giovanni Evangelista

 

Yapı inşa edilmesini İstanbul’dan gemiyle Ravenna'ya yolculuğa çıkan Galla Placidia’nın denizde bir fırtınaya yakalanmasına borçludur. İmparatoriçe bu zor anlarda fırtınadan kendilerini kurtarması için Aziz Ioannes’e dua etmiş olacak ki yaşadığı tehlikenin ardından Ravenna'ya ulaştığında San Giovanni (Ioannes) için bir kilise yaptırma işine girişmiştir.

 

Kilisenin üst pencerelerinin içeriye bol ışık alması sebebiyle yapının içine girdiğinizde kendinizi oldukça aydınlık ve ferah bir ortamda bulursunuz.  San Giovanni Evangelista Kilisesi’nin apsisinde Ravenna'nın diğer yapılarında pek görülmeyen synthronon bulunur. Ayin esnasında din adamlarının hiyerarşik bir sıraya göre oturdukları synthronon örneklerine İstanbul Aya İrini Kilisesi ve Sultanahmet’teki Euphemia Martyrionu’nda da rastlanır. Synthronon Hristiyan mimarisinin erken dönem özelliklerindendir.

 

San Giovanni Evangelista’dan çıkıp Via Mario Gordini caddesinde yapacağınız kısa bir yürüyüşle oldukça heybetli bir yapı olan Ursiana bazilikasına gelirsiniz. 4.yüzyılda yaşamış Ravenna piskoposu Ursius’tan adını alan yapı iki kez yıkılıp üç kez yeniden inşa edilmiştir. Bu sebeple de günümüzde orijinal halinden çok az iz görülebilir.

Ursiana Bazilikası

 

Bugünkü hali beş nefli devasa bir bazilika olan yapının 4.yüzyılda yapılan orijinal zemini, kilisenin zemininden üç metre aşağıda bulunmaktadır.

Ursiana Bazilikası

 

Yapıdaki Geç Antik Çağ’dan kalmış olan yegâne eser ambondur (incil okuma kürsüsü). Bu ambonun işçilik özellikleri ve mermer cinsine bakıldığında İstanbul'dan buraya getirildiği düşünülebilir.

Ursiana Bazilikası Ambon

 

Ursiana bazilikasının hemen yanında Ortodokslar Vaftizhanesi denilen yapı ile karşılaşırız. Ursiana Bazilikası ile aynı dönemde yapılan vaftizhane sekizgen plandadır. İçerisindeki 5.yüzyıla tarihlenen eşsiz mozaikler görülmeye değerdir. Mozaiklere bakıldığında Galla Placidia’nın mozolesinden etkilenildiği hemen anlaşılabilir.

Ortodokslar Vaftizhanesi

 

Buradan kısa bir yürüyüşle ulaşılabilecek Via Degli Ariani caddesi üzerinde ise Ariusçular Vaftizhanesi bulunur. Yapı, bir Arius taraftarı olan Theodoric’in buradaki egemenliği döneminde inşa edilmiştir. Şu an kiliseler tarafından aforoz edilmiş ve unutulmuş bir Hristiyan mezhebi olan ariusçuların inancı genel olarak; İsa'nın diğer Hristiyan mezheplerindeki gibi tanrının bizzat kendisi olmayıp onun oğlu ve dünyadaki temsilcisi olarak algılandığı bir görüş şeklinde açıklanabilir.

Ariusçular Vaftizhanesi

 

Sekizgen plana sahip bu vaftizhanenin orijinal zemini yaklaşık iki buçuk metre daha aşağıdadır. Yapının inşasında kullanılan tuğlaların yıkılmış bir Roma yapısından buraya getirilip ikinci kez kullanıldıkları düşünülür. Vaftizhanenin orijinal halinde sekizgen prizmanın etrafını kemerli bir ambulatuarın (bir yapıyı çevreleyen sütun sırası) çevrelediği ve doğudaki apsisin biraz dışarı taşkın olduğu bilinmektedir. Yapının orijinal mozaiklerinden kalanlar kubbenin içerisinde görülebilirler. 

 

Ariusçular Vaftizhanesi’nden çıkıp güneye Via di Roma Caddesi'nden yapacağınız bir yürüyüş sonunda Sant’ Apollinare Nuovo kilisesine gelirsiniz. Got Kralı Theodoric’in sarayının hemen yanında kralın kendisi tarafından yaptırılan kilisenin içine girdiğimizde her iki yanda on ikişer sütün ile ayrılmış üç nefli bazilikal bir kilise ile karşılaşırız.

Sant’ Apollinare Nuovo

 

Apsise doğru ilerlediğimizde Theodoric’in kiliseyi İsa için yaptırdığını anlatan taş bir yazıt görülür. Neflerin üzerindeki on bir pencereden ışık almakta olan yapının içerisinde adeta bir dantel gibi işlenmiş ambon bulunur. Bu ambon tıpkı Ursiana Bazilikası’nda olduğu gibi İstanbul'da yapılıp buraya getirilmiş olmalıdır.

Sant’ Apollinare Nuovo Ambon

 

Kilisenin duvarlarından birisinde Theodoric’in sarayına ait bir mozaik görülür. Bu mozaikte görülen bölümün İstanbul Sultanahmet’teki Roma Büyük Sarayı’ndan esinlenildiğine dair bazı görüşler vardır. Bu nedenle de mozaik şu an çok fazla parçası günümüze ulaşmamış Roma Büyük Sarayı’nın nasıl göründüğü hakkında bir fikir verebilmektedir. Araştırmacıları bu şekilde düşünmeye iten sebep Theodoric’in uzun süre İstanbul’daki Roma Büyük Sarayı’nda yaşamış olması ve Ravenna’da hüküm sürdüğü dönemde de sarayını İstanbul'da kaldığı saraya benzetmek istemiş olabileceğidir.

 

Theodoric sarayından kaldığı düşünülen bir bölüm ise, Sant’ Apollinare Nuovo Kilise’sinin hemen yanında görülebilir.

Theodoric Sarayından Kalan Bölüm

 

 

Bununla birlikte sarayın birçok bölümü günümüze ulaşmamış olmasına rağmen yapılan arkeolojik kazılar ile bu saraya ait bazı kısımların temelleri bulunup planları çıkarılmıştır. 

Theodoric Sarayı - Kazılıp Planı Çıkarılan Bölüm

 

 

Theodoric’in sarayından çıkılıp Via Darsena Caddesi üzerinde yapılacak kısa bir yürüyüşle yazımızın son durağı Theodoric’in kendisi için tasarladığı ve içinde porfir bir mermere gömüldüğü anıtsal mezara gelinir. Anıtın tasarımında Augustus ve Hadrianus mozolelerinin temel olarak alındığı hemen fark edilir. Yapının mimari elemanları Istria Adası’ndaki khalkerden imal edilmiştir. Genişliği 8 metre olup yüksekliği 16 metreyi bulan yapı ilginç bir şekilde ongen bir plana sahiptir. Araştırmacılar burada kullanılan on rakamının cenneti kastettiğini ve ayrıca yine bu on rakamının Pisagor'un matematik teorileri ile bir ilişki içerisinde olabileceğini öne sürmüşlerdir. 

Thedoric Mozolesi

 

Ravenna’daki yapıların genel özelliklerine bakıldığında dış cephelerinin sağır kemerler ile hareketlendirildikleri görülür. Kiliselerin batısında genel olarak portikolu bir bölüm bulunurken nadiren atrium (avlu) vardır. Apsisler genellikle çokgendir ve bu durum İstanbul’da inşa edilmiş kiliseler ile benzerlik gösterir. Bazı yapılarda doğuda parabemeta adı verilen yan odalar bulunmaktadır. Birçok yapının yan neflerinden ve ışık katlarındaki pencerelerden içlerine yapının içini ferahlatacak ölçüde ışık aldığı görülmektedir. Sütunlar ve sütün başlıkları genellikle İstanbul ve Marmara Adası'ndan ithal edilmişlerdir.

Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkedin'da paylaş Whatsapp'da paylaş