Yükleniyor
AMURI E LUCI: ŞAŞKINLIK, MUTLULUK VE İNSAN OLMA HALİ
AMURI E LUCI: ŞAŞKINLIK, MUTLULUK VE İNSAN OLMA HALİ

Röportaj: Deniz Kılavuz

 

Carmen Consoli ile özel söyleşi

 

Bu röportaj yeni yılın en sevinçli olayı olabilir benim için. Carmen Consoli ile sohbet etmek, büyük bir sanatçıyla olduğu kadar, nadir rastlanan, özgün ve müziğiyle olduğu kadar hayattaki duruşuyla da bir tutarlılık taşıyan bir ruhla karşılaşmak demek. Onun müziğiyle tanışmam 2000’li yılların başına dayanıyor; fakat kalıcı iz bırakan, aklımda kalan parça L’ultimo bacio oldu. Oradan sonra onu her dinleyişim ona karşı hissettiğim açıklanamaz bir yakınlığa dönüştü.

 

Ünlülüğün çoğu zaman mesafeyle eş anlamlı olduğu bir  şöhret dünyasında, Carmen Consoli bu röportaj talebini insanı adeta mahçup eden bir nezaketle ve içtenlikle karşıladı. Müziğinin Türkiye’de de dinlendiğini duyunca şaşırmasıyla başlayan bu sohbet, bolca İstanbul, Sicilya ve ortak kültür üzerinden ilerledi.  Olabildiğince doğal aktarabilmek için sohbetin kendi ritmine sadık kalmayı seçtik çünkü Carmen Consoli’nin düşüncesi, müziği gibi hafıza, kimlik ve sorumluluk gibi anahtar kelimeler üzerinden şekilleniyor.

 

“Müzik, dilden önce gelir; doğrudan duygulara ulaşır.”

 

Deniz: Türkiye’de çok takip edilen bir forum var: Ekşi Sözlük. Orada sizinle ilgili çok  güzel yorumlar okudum. Sicilyaca şarkılarınız da dâhil olmak üzere, Türkiye’de bu kadar ilgili dinleyicileriniz olduğunu biliyor muydunuz?

Carmen Consoli: Hayır, bilmiyordum. Bunu senin sayende öğrendim ve benim için çok büyük bir sürpriz oldu. Mesajın geldiği an evde gerçek bir şaşkınlık yaşandı, neredeyse inanamadık. Müziğin olağanüstü bir gücü var: insanlar kelimeleri bütünüyle anlamasalar bile onları dönüştürebiliyor. Dilden önce geliyor, doğrudan duygulara ulaşıyor. Türkiye’de birinin, yazarken ya da söylerken hissettiğime benzer bir şeyi hissedebilmesi çok etkileyici.

 

“Kendin olmak, mutlu olmanın anahtarıdır.”

 

Deniz: Müziğe çok erken başladınız. O yılların sizi nasıl şekillendirdiğini düşünüyorsunuz?

Carmen Consoli: İnsanların beni dinlemeye gelmesinin sebebinin samimiyet olduğunu çok erken fark ettim. O günden sonra kendime bir söz verdim: kendim olmak ve neyi, nasıl istiyorsam öyle yapmak. Sahneye 20 li yaşlarımın başında çıktım ve bugün 52 yaşımda bu öğrendiğim en önemli şey, kendin olmanın  mutlu olmanın anahtarı olduğu. Bu sayede bugün aynaya baktığımda yaptığım her şeyden razıyım.

 

Deniz: Çok genç yaşta Sanremo Şarkı Yarışmasına çıktınız. Bu kadar erken yaşta, bu kadar büyük bir seyirciyle karşılaşmak nasıldı?

Carmen Consoli: Her şey birdenbire oldu. Etna’nın eteklerindeki küçük bir kasabadan çıkıp ulusal bir sahneye fırlatıldım resmen. Korkudan saçlarım beyazladı. O dönemde Confusa e felice’yi yazmıştım; büyük bir karmaşayla büyük bir mutluluğu birlikte anlatıyordu. Mutluluğun korunması ve beslenmesi gerektiğini; bunun da kendi yolunda yürümek ve piyasa mantıklarına teslim olmamakla mümkün olduğunu anladım.

 

“Şaşkınlık ve mutluluk bir oksimoron değildir.”

 

Deniz: Confusa e felice bildiğim kadarıyla sadece bir şarkı olmaktan çıkıp kolektif bir ruh hâline dönüştü. Zaman içinde bu şarkıyla bağınız neye dönüştü? Sizde nasıl bir iz bıraktı?

Carmen Consoli: Aynı anda hem karmaşık hem mutlu olunabilir. Hepimize olur ya hani bazen peş peşe güzel şeyler olur ve bu insanı garip bir şekilde sersemletir. Oğlum Carlo doğduğunda tam olarak durumum böyleydi; o kadar mutluydum ki şaşkın, karmakarışık oldum, algılayamadım ne olduğunu. Çünkü mutluluğa, onu anlayıp sindirmeye zaman tanımazsan öfkeye dönüşebilir. Ve artık her şeyi hemen tüketen bir çağdayız; ne sevinci ne de acıyı sindirmemize izin veriliyor.

Carmen Consoli - Confusa e felice

 

Deniz: Reels’lerin, tweet’lerin, sürekli paylaşımların olduğu bir dünyada görünür olmak neredeyse bir zorunluluk gibi. Siz bu talebi nasıl yaşıyorsunuz?

Carmen Consoli: Ben buna tamamen kayıtsızım. “Like” nedir bilmiyorum. Televizyon’a çıkmıyorum. Bunların hepsi bende kaygı yaratıyor. İnsanlarla yüz yüze gelmeyi tercih ediyorum. Konserlerden sonra gözlerinin içine bakıyorum. Bunu daha gerçek ve samimi buluyorum.  Çünkü biliyoruz ki pikseller terlemez, insanlar terler.

 

“Pikseller terlemez. İnsanlar terler.”

 

Sohbet, ister istemez bugünün politik ve toplumsal gerçeklerine genişliyor.

 

“Faşizm bir görüş değil; bir şiddettir.”

 

Carmen Consoli: Çok tehlikeli bir tarihsel dönemden geçiyoruz. Güçlünün her zaman haklı olduğu fikri geri dönüyor. Ben faşizmi gerçek bir kâbus olarak yaşamış bir topraktan geliyorum. Faşizm bir görüş değildir: şiddettir. Tarihin bir hastalığıdır. Bugün her şey tek bir tanrı adına meşrulaştırılıyor: para.

Deniz: Hiç İstanbulla  ya da Türkiye ile bir bağınız olduğunu hissettiniz mi?

Carmen Consoli: Bence Sicilyalılarla Türkler arasında derin bir benzerlik var. Misafirperverlik, duygusal yoğunluk ve hafızadan oluşan ortak bir DNA’ya sahibiz. Sicilya halk müziği Yunan ve Arap dizilerini kullanır: çeyrek tonlar. Aynıları sizde de var. Müzik halkların tarihini, dilini, hikayesini kitaplardan bin kat daha iyi anlatır. Sevgili dostum Ornella Vanoni vefat etmeden önce kendisiyle İstanbul’a gitmenin hayalini kuruyorduk ama maalesef gerçekleştiremedik.

 

“Işık, yani aydınlık dediğimiz şey bilgidir ve sevgiyle ayrılmaz bir şekilde bağlıdır.”

 

Deniz: Amuri Luci çok kimlikli bir albüm. Bu album nasıl bir duyguyu ya da düşünceyi aktarma ihtiyacından doğdu ve bu albümle ne anlatmak istediniz?

Carmen Consoli: Sicilya’yı oluşturan dillerin hepsine dokunup geçmek istedim: antik Yunanca, Latince, Sicilyaca-Arapça ve bugünün Sicilyacası. Sürgün edilmiş Sicilyalı Arap şair İbn ?amdis’in bir şiirini besteledim. Amuri ve Luci iki isimdir. Işık bilgidir ve sevgiyle ayrılmaz bir şekilde bağlıdır. Oğluma da bunu aktarmaya çalışıyorum ve diyorum ki ‘’kılavuzun her zaman bu iki şey olsun Sevgi ve Işık.’’

La terra di Hamdis (feat. Mahmood)


Sürekli daha çok hız, teşhir ve basitleştirme talep eden bir çağda Carmen Consoli uzun ve yavaş akan zamanı,tamamen insanı olan hem şaşkın hem mutlu olma halini ve hepimizin bir diğerinden bir şekilde sorumlu olduğu bir dünya bakışını seçiyor. Müziği görünürlükten ziyade, bağ kurmakla ilgileniyor. Ben de yılı, böylesine büyük bir sanatçı ve böylesine duru bir ruhla sohbet ederek açıp, Çizme Dergi okurlarıyla buluşturabildiğim için kendimi ve sizleri bir manada aynı yolun yolcusu sayıyorum. Ve inanıyorum ki yaşam her daim saf sevgi ve aydınlık duygularla ve zihinlerl kurulan köprülerle her zaman kendini yenileyebilir.

Hepimize mutlu, sağlıklı bir yıl olsun!

Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkedin'da paylaş Whatsapp'da paylaş