Yükleniyor
İTALYA'NIN EĞRİ KULELERİ
İTALYA'NIN EĞRİ KULELERİ

Yazar: Ayşe Bayvas

 

Pisa’ya gidip de onu tutmak ister gibi fotoğraf çektirmeyen kimse tanımıyorum. Yerçekimine meydan okuyan kulelerin en ünlüsü Pisa Kulesi olsa da dünyada ve İtalya’nın farklı kentlerinde çoğunluğu çan kulesi olan eğik kuleler olduğu gibi eğimleri daha fazla olanlar da vardır. Aslına bakarsanız Türkiye’de de Elâzığ-Harput’ta Ulu Cami’nin minaresi eğiklik açısından Pisa Kulesi’nden fazladır.

 

Venedik’teki San Giorgio dei Greci Kilisesi’nin çan kulesi Venedik Lagünü’nün ortasında inşa edilmiştir – yani su üzerinde! Lagündeki diğer binalar gibi çamur, şilt ve kile dikey olarak batırılan ağaç gövdelerine dayanarak yapılmış olsa da kulenin 44 metre yüksekliğine rağmen dar bir tabana oturması statik sorun yaratmış, diğer örneklerde olduğu gibi çok ağır çanların da etkisiyle kule eğilmiştir. Aslında çan kulesi inşa edilmeden çok önce inşaat aşamasında temellerin çökmesi bir göstergeydi tabii. Gene de Venedik’in en güzel anıtlarından biri olan 1791 tarihli bu görkemli çan kulesi, dört yüzyıldan fazla bir süredir yerçekimi yasalarına meydan okuyor.

San Marco Meydanı’na yakın olan Santo Stefano Kilisesi’nin çan kulesi ise 61 metre ile Venedik’teki en yüksek çan kulelerinden biridir. Kökeninin 12. yüzyıla dayanan kulenin Pisa Kulesi ile rekabet eden bugünkü görünümü, 7 Ağustos 1585’te üst bölümünü tahrip eden bir yangının sonrasına dayanıyor.

Venedik’in doğu ucundaki küçük bir adada bulunan San Pietro di Castello’nun 1482-92’ye tarihlenen mevcut çan kulesi doğuya doğru 5 derece eğimiyle Venedik’teki en tehlikeli kule, ancak belki de en güzeli. 

Aynı temel sorunlarla karşılaştığımız bir diğer kule Burano Adası’ndaki San Martino Kilisesi’nin çan kulesidir. 1645 tarihli 6,20 metrelik tabana oturan 53m yüksekliğindeki kule, lagünün bataklık koşulları nedeniyle çok kez restorasyon geçirdi ancak bu eğilmesini önleyemedi.

Venedik merkezden biraz uzaklaşırsak gene Veneto eyaleti sınırlarında Aziz Andreas’a adanan Portogruro Katedrali’nin çan kulesini göreceğiz. Büyük olasılıkla 1792’de yıkılan ve ertesi yıl neoklasik tarzda yeniden inşa edilen Portogruro’nun önceki kilisesi ile birlikte 12. Yüzyılda inşa edilen kulenin yüksekliği 1876’da başlayan restorasyon çalışmalarıyla 47,50 metreden mevcut 59 metreye çıktı. Üzerinde durduğu dengesiz arazi nedeniyle, yüzlerce yıl önce eğilmeye başlayan kulede 2011’den bu yana, beş çanın sesi artık elektronik hoparlörlerden veriliyor. Çünkü her titreşim eğimi arttırıyor.

Gene Veneto eyaletinde Caorle’de bulunan Santo Stefano Katedrali’nin 1038’de inşa edilen çan kulesi ise günümüze gelen Orta Çağ kuleleri arasında benzersizdir. Kulenin alt kısmı terracottadan yapılmış olan yapının geri kalanından farklı olarak İstriya taşındandır. Orijinal yapının, deniz açısından ayrıcalıklı konumu göz önünde tutularak bir deniz feneri veya gözetleme kulesi olarak da yapılmış olma ihtimalini dikkate almak gerekir. Yüzyıllar boyunca birçok onarımdan geçen çan kulesinin en etkileyici onarımlarından biri Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra gerçekleştirilendir. Bir süredir çalışmayan saat kaldırılıp yeni pencereler açılmıştır. 42 metre yüksekliğindeki kule doğu-güneydoğu yönünde yaklaşık 1,4 derecelik bir eğime sahiptir.

1063-1090 yıllarında yapılan şehir katedralinin çan kulesi olarak ana yapıdan bağımsız 1173-1272 yılları arasında tamamlanan Pisa Kulesi ise sığ bir temel üzerinde yükselirken baştan kaybetmiş. “Pisa” adının Yunanca “bataklık arazi” kelimesinden geldiği düşünülürse, katedralin mimarlarının çok yüksek bir çan kulesi inşa ederken alt toprağı dikkate alacaklarını düşünürdünüz. Yapılmadığı gibi en büyüğü 3 tondan fazla olan yedi çanın ağırlığı da eğimi arttırmış. 1990’da 5,5 dereceye ulaşınca restorasyona alınan kuledeki eğim günümüzde 3,97’ye çekilmiş durumda. Bir başka yazıda Mucizeler Meydanı ile birlikte daha uzun anlatmayı düşündüğüm Pisa Kulesi’nin eğimi son araştırmalardan anlaşıldığı kadarıyla yapılan müdahaleler sonucu 2008’den beri değişmemiş.

En meşhuru Pisa Kulesi demiştik ama aslında Pisa’da iki tane daha eğik kule var. Bunlardan biri olan San Michele degli Scalzi’nin taş ve tuğla çan kulesi Arno Nehri’nin kuzey kıyısına bitişik yumuşak zemin üzerine inşa edilmiştir. Günümüzde eğimi 5o’ya yakındır.

Diğeri ise Arno’dan bir taş atışı uzakta olan San Nicola çan kulesidir. Eğik olsa da iki bina arasına sıkışmış olduğundan kolay kolay çökmeyeceği düşünülmeketdir. Romanesk mimarisinin bir mücevheri olan 1097 tarihli kule, Pisa Vaftizhanesi’nin mimarı olan Diotisalvi’ye atfedilir.

Neredeyse dağlık bir arazi olan Massimo Visconti’de San Michele Kilisesi’nin 1025 ve 1050 yılları arasındaki yıllara tarihlenen Romanesk çan kulesinin eğilme nedeni ise köyün merkezinde yer alan kilisenin 17-18. Yüzyıllarda bir heyelan ile tahrip olup uzun süre kullanılmamasıdır.

Bologna’ya yakın Molinella’nın tarihi merkezinde yürürken, Aziz Matteo Kilisesi’nin yanında bulunan ve 15. yüzyıldan kalma olup günümüzde Oditoryum olarak kullanılan Çan Kulesi’ni fark etmemek elde değil. Kilisenin bitişiğinde yola selam verir gibi duran kule, günümüzde sergilere ve tiyatro etkinliklerine ev sahipliği yapıyor.

Ferrera’daki San Benedetto Kilisesi’nin çan kulesi ile Güney Tyrol bölgesinde Barbian’daki cemaat kilisesinin 13. Yüzyıla tarihlenen çan kulesinin eğimleri de oldukça dikkat çekicidir.

Çan kulelerinin dışında eğik olan farklı amaçla yapılmış kuleler de vardır. İtalya’daki eğik kulelerin bilinen en erken örneği, üst kısmı 12-15. Yüzyıllar arasına tarihlense de alt kısmı 8. yüzyıla kadar giden Belisarius Kulesi’dir. Adriyatik Denizi kıyısındaki Ancona’da bulunan kule, en büyük Bizanslı generallerden biri olarak kabul edilen ve İtalya’nın Marche bölgesini Gotlardan kurtaran Belisarius’un adını taşısa da tarihsel kanıtlar generalin kule ile bir ilgisi olmadığını gösterir. Bu özel yapı, aslında, şekli açısından da ilginçtir. Görünüşte dairesel olmasına rağmen, içerde kare şeklindedir. Adeta “Göründüğüm gibi değilim...” der gibidir.

Roma’da güneybatıdaki İmparatorluk forumundaki Trajan Pazarı ile doğudaki Aziz Thomas Papalık Üniversitesi arasında yer alan Torre delle Milizie (Milis Kulesi), 11. Yy sonu-12. Yy başında kare plan üzerine inşa edilmiştir. Kulenin orijinal yüksekliği belirsizdir, ancak 1348’de yaşanan depremin ardından, ilk iki kat yıkılmış ve yapıyı yaklaşık 50 metre olan bugünkü yüksekliğe indirmiştir. Deprem ayrıca yapının hafif eğilmesine neden olmuştur.

Umbria bölgesindeki Trasimeno Gölü’nün kuzeyinde Vernazzano’da bulunan kule, bir zamanlar refah içinde olan bir Orta Çağ köyünden geriye kalan birkaç yapı arasında yer alıyor. Köy, bölgenin yakın tarihlere kadar süren erozyonunun bir sonucu olarak 18. yüzyılda kademeli olarak terk edildi. Trasimeno Gölü’nün üstündeki eteklerde antik bir yol boyunca inşa edilen müstahkem alan, gölün kuzey kıyılarını ve Perugia, Arezzo ve Cortona’yı birbirine bağlayan yolu kontrol ediyordu. Günümüzde çelik kablolarla sabitlenen kule 13 derecelik eğimiyle dikkat çeker.

Bologna’da Piazza Maggiore’deki Palazzo del Podestà, belediye başkanı, yargıçları ve yetkilileri tarafından kullanılan şehir meclisiydi. Hemen yanındaki 13. Yüzyılda yapılan Torre dell’Arengo da olağanüstü olaylar durumunda vatandaşları toplamak için kullanılan bir kuleydi. Temelleri sığ, duvarları ise ince olan kule hiçbir zaman dirençli olmamıştır.

Orta Çağ’da zengin bir ticaret şehri olan ve Avrupa’nın en önemli üniversitelerinden birine ev sahipliği yapan Bologna’daki Asinelli ve Garisenda kuleleri (Le Due Torri) İtalya’nın en ikonik kulelerindendir.

Bologna’da 12 ve 13. Yüzyıllarda hem bir güç sembolü hem de Guelfolar ve Ghibellinolar, arasındaki kanlı savaşlar sırasında savunma amaçlı olarak varsıl aileler tarafından inşa edilen kulelerin sayısı konusunda araştırmacılar 80 ile 200 arasında değişen görüşe sahipler. Günümüze ise sadece 24 kule gelebildi.

 

Porta Ravegnana meydanındaki iki ikonik kuleden daha uzun olan Asinelli’dir; daha küçük ve daha eğik olan ise Garisenda’dır.

Adlarına ilk kez 1185 tarihinde rastlansa da Asinelli ailesinin yaptırdığı kabul edilen Asinelli Kulesi, 1109 ve 1119 yılları arasında inşa edildi, bir yüzyıl sonra şehir yönetimine devredildi. Kulenin başlangıçta 70 metre yüksekliğe sahip olduğuna daha sonra mevcut 97,2 metreye yükseltildiğine inanılmaktadır. 2,1 eğime sahip olan kulenin alt kısmında yer alan kale, 1488 yılında dönemin askerlerini barındırmak için yapılmıştır. Kule bir dönem hapishane olarak da kullanıldı. 1684 yılında 498 basamaktan oluşan bir iç merdiven eklenen kule, genellikle yıldırımlar nedeniyle zaman zaman hasar gördü. Sonunda 1824’te bir paratoner kuruldu. Ayrıca ilki 1185’te kundaklama nedeniyle olan 1398’de ise nedeni bilinmeyen iki yangın geçirdi.

1640’ta bilim adamları Giovanni Battista Riccioli ve 1700’lerde ağır cisimlerin hareketini ve Dünya’nın dönüşü hareketini incelemek için deneyler için Giovanni Battista Guglielmini tarafından kullanıldı. II. Dünya Savaşı’nda, 1943-1945 yılları arasında, gözetleme kulesi olarak kullanılan kulenin bir RAI televizyon rölesi kuruldu.

 

Garisenda Kulesi bugün 48 metre yüksekliğe sahiptir ve 3,2 metre eğimlidir. Başlangıçta, yaklaşık 60 metre yüksekliğinde olan kule, sağlam zemine inşa edilmediğinden yüksekliği azaltılmıştır. 15. yüzyılın başlarında Arte dei Drappieri tarafından satın alınan kule, ancak 19. yüzyılın sonunda belediye mülkü haline geldi.

 

Dante Alighieri, Giosuè Carducci, Charles Dickens ve Goethe gibi edebiyatçıların eserlerinde söz ettiği Garisenda Kulesi, çökme tehlikesi nedeniyle 2 Aralık 2023’ten beri kapalı. Etrafı güvenlik amacıyla bariyerle çevrili olan kulenin restorasyonunun on yıl kadar sürmesi bekleniyor.

 

Yollarınız hep açık ve uzun olsun sevgili oku, belki bir gün bir yerde karşılaşırız.

Ayşe Bayvas
Fethiye, 18.11.2025

Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkedin'da paylaş Whatsapp'da paylaş