

Yazar: Batuhan Eren
“Burada dünyevi tutkular bile
Mucizevi bir ateşkes sessizliğinde.
Biz garibanlar bile alıyoruz zenginlikten payımızı,
Limon ağaçlarının kokusunda.”
Nobel ödüllü İtalyan şair Eugenio Montale bu sözlerle tasvir ediyor aşığı olduğu Cinque Terre kıyılarını... Montale’nin satırlarına sinen dingin huzuru Cinque Terre’nin mütevazi köylerine adım attığınız vakitte anlıyorsunuz: Arkanızda yemyeşil yamaçları kaplayan üzüm bağları, sizi sarıp sarmayalayan fesleğen kokuları ve önünüzde uzanan uçsuz bucaksız masmavi deniz sizi sadece var olduğunuz için bile şükrettiğiniz bir ruh haline sokuyor. Bu haletiruhiyenin peşine düşüp Floransa’ya ufak bir ara veriyor ve Tiren Denizi’nin limon kokulu incisi olan Cinque Terre’yi ve onun özgün lezzetlerini keşfe çıkıyoruz!
Bugün korunaklı bir ulusal parkın sınırlarında olup “Beş toprak” anlamına gelen Cinque Terre, “İtalyan Rivierası” olarak da bilinen Ligurya sahillerindeki beş balıkçı köyünden oluşuyor. La Spezia iline bağlı bu beş köyün isimleri güneyden kuzeye doğru sırasıyla Riomaggiore, Manarola, Corniglia, Vernazza ve Monterosso.
Corniglia
Özellikle ulaşımın da kısıtlı olmasıyla geleneksel dokusunu muhafaza edebilmeyi başarmış olan bu köylerin kuzeyinde ise görece daha gelişmiş bir ulaşım hattına sahip Levanto kasabası bulunuyor. Levanto ve köyler arasındaki ulaşım bir tren hattıyla sağlansa da Cinque Terre’nin alametifarikalarından birinin köyleri birbirine bağlayan yürüyüş patikaları olduğunu unutmamak lazım. Gönlünüzce seçeceğiniz rotanın ardından bu büyülü bölgenin sunduğu sürprizleri keşfetmeye başlıyorsunuz, elbette yolculuğunuz boyunca tadacağınız enfes lezzetler eşliğinde!
Levanto
Cinque Terre, şairlere ilham veren doğal güzelliğinin ve rengarenk köy evlerinin yanında Ligurya bölgesinin yerel lezzetleriyle de ziyaretçilerini mest eden bir yer. Turkuazın yeşil ile aşkından doğan bu renkli köylerin her lezzetini tatmak mümkün olmasa da yolculuğunuz boyunca her köyde en azından birkaç lezzet noktasını deneyimlemek şart.
Bu lezzet yolculuğunda ise ilk durak en güneydeki köy olan Riomaggiore’de bulunan Tutti Fritti. Bağcılık ve balıkçılığın ana geçim kaynağı olduğu bu köylerde en ekonomik sokak lezzetlerini hunilerde satılan kızarmış deniz ürünleri oluşturuyor ve Tutti Fritti bu lezzeti en başarılı şekilde sunan yerlerden biri.
Tutti Fritti'nin kızarmış deniz ürünleri ile dolu doyurucu hunileri
Mekan, bölgenin en önemli balığı olan ançüezin yanında ahtapot, karides ve kalamar içeren doyurucu porsiyonları ile bu konuda tercih edilesi bir nokta. Alternatif olarak ise deniz kenarında bulunan Vinoteka’da ekmek üstü lezzetleri bölgenin şaraplarıyla deneyebilir ve güneşi kıyıdaki kayalıkların üzerinde batırabilirsiniz.
Vinoteka'nın yaratıcı ekmek üstü lezzetleri
Sonraki köy olan Manarola’da yer alan Il Porticciolo ise deniz mahsullü ekmek üstü lezzetleri ve meze çeşitleri ile denenebilecek başka bir mekan. Kendi formülleri olan domates sosu ile pişirdikleri midyelerin yediğim en iyi midyelerden olduğunu söylemeliyim.
Il Porticciolo'nun rengarenk sofraları
Ligurya’nın geleneksel yassı ekmeği olan yumuşacık focaccia ile yaptıkları sandviçlerinin yanında pesto soslu lazanyaları da denemeye değer. Meyvemsi bir aromaya sahip Cinqueterre DOC şarabını yudumlamadan da ayrılmak olmaz!
Diğer köylerin aksine bir uçurumun tepesine konumlanan üçüncü köyümüz Corniglia, Ligurya denizinin eşsiz manzarasına çıkan dar sokakları ile Cinque Terre’nin yerel dokusunu deneyimlemek için harika bir seçenek. Bu sokaklar birçok lezzete ev sahipliği yapsa da bir tanesi var ki denemeden geçmemek lazım: Alberto Gelateria’nın fesleğenli ve limonlu dondurması! Fesleğen konusunda çekingen olabilirsiniz; fakat ilk yudumda benliğinizi kaplayan fesleğenin limon ile muhteşem uyumunu asla unutamayacaksınız!
Alberto'nun zeytinyağı dokunuşu ile servis edilen fesleğenli dondurması
Dondurmaların katkı maddesi kullanılmadan hazırlandığını ve 2 €’dan başlayan külahlar/kaseler ile satıldığını da bilmekte fayda var.
Sıradaki köy olan Vernazza’ya geldiğimizde tekrar sahile inip denizin lezzetlerini kucaklamaya başlıyoruz. Vernazza küçük olsa da özellikle meze ve ekmek üstü lezzetler konusunda yerel tatları yenilikçi şekilde yorumlamayı hedefleyen irili ufaklı birçok mekana sahip. Pippo bu mekanlardan merkezin biraz daha dışında kalan bir seçenek.
Pippo'nun harika kıvamlı ve soslu makarnaları
Plastikten tamamen arınmış sunumları ve sadece yerel ürünleri kullanmaları bakımından Cinque Terre’nin doğal yapısını ve geleneksel mutfağını korumaya özen gösteren bir mekan Pippo. Menülerinde birçok seçenek bulunsa da pesto soslu Trofie makarnaları ile limon aromalı kremamsı bir sos ile hazırladıkları morina balıklarının oldukça leziz olduğunu söylemeliyim.
Ayaküstü bir şeyler yemek için de Il Gattaccio deniz mahsülleri konusunda oldukça başarılı bir alternatif.
Şair Montale’nin beş köy arasındaki favorisi ve köylerin sonuncusu olan Monterosso ise aynı zamanda Cinque Terre’deki en uzun sahil şeridine ve birçok restorana ev sahipliği yapıyor. Monterosso yerel lezzetlerin zenginliğini tecrübelemek için oldukça uygun bir köy olsa da ben burayı daima güneş batarken sahilde yudumladığım buz gibi limon spritz ile hatırlayacağım. Limon likörü limoncello’nun köpüklü şarap Prosecco ile karıştırılmasıyla hazırlanan ve neredeyse her mekanda bulabileceğiniz bu içecek, denizi dinlerken zamanı durdurmak için birebir!
Beş köyde limon ve fesleğen kokuları arasında mest olduktan sonra bu yolculuğu huzurlu bir şekilde bitirmek için en iyi rota ise Levanto. Bu kasaba bence Cinque Terre’nin popülerliğinin serin gölgesinde saklı kalmış bir cevher. Köylerin aksine gündelik hayatın turistler için değil de yereller için aktığı Levanto, ömür geçirilebilecek bir sükunetle sarmalıyor insanı. Bunun bir getirisi olarak da konaklama ve yerel lezzetleri deneyimleme namına oldukça uygun fiyatlı seçenekler sunabiliyor.
Bunların başında da fiyat/performans oranı ve sıcacık ortamıyla Cinque Terre yolculuğunuzda zirveyi kimseye kaptırmayacak olan Aggio&Persa geliyor.
Günlük belirlenen menüsü ile Aggio Persa eşsiz bir tecrübe sunan ufak bir Ligurya mutfağı
Ligurya usulü ev yemeklerinin günlük değişiklik gösteren menüler ile servis edildiği bu ufacık mekan, Levanto’yu ziyaret etmek için başlı başına yeterli bir sebep.
Aggio Persa hiçbir zaman pişman olmayacağınız lezzetleri bol porsiyonlar ve uygun fiyatlara sunabiliyor
Bununla beraber Raso ve Focacceria Domè gibi fırınlar, pesto sos ile hazırladıkları focaccia’ları ile Levanto’da denemeye değer mekanlardan bazıları.
Levanto'daki Dome'nin rengarenk foccaccia tezgahı
Günü ise geniş şarap seçkisine sahip olan La Cantina Dei 1000’de bitirip henüz ayrılmadığınız Cinque Terre’yi şimdiden özlemeye başlayabilirsiniz!
La Cantina Dei 1000’de günü bitirmenin huzurlu keyfi
Bu yolculuğu şu hatırlatma ile bitirmek isterim: Köylerin dar sokaklarında gezerken bu bölgenin “aşırı turizm” (overtourism) derdinden muzdarip olduğunu akılda tutmak lazım. Buna bir çözüm olarak köyler arası tren fiyatlarının dönemsel değişiklikler yaşadığını ve fiyatları https://www.cinqueterre.eu.com/en/cinque-terre-timetable sitesinden takip edeceğinizi unutmayın.
Nisan-haziran aralığından turist kalabalığı görece katlanılabilir bir seviyede olsa da temmuz ve ağustos aylarında bu sevimli balıkçı köylerinin dar sokaklarında bolca insan ile hantal biçimde ilerlemek zorunda kalabileceğinizin altını çizmek lazım. Bunlarla beraber, hali hazırda aşırı turizm ile verilen mücadeleye gezginler olarak katkı sağlamaya çalışmak da oldukça kıymetli. Bunu ise yolculuğunuz süresince yerel dokuyu korumaya dikkat ederek ve hala orada var olmaya çalışan günlük hayata saygı göstererek biraz da olsa başarabiliriz. Böylece, şairlerin ilhamı olup insanla doğanın iş birliğinin en güzel örneklerinden olan bu güzide bölge canlı kalmaya devam edebilir!
Not: 2021 yılında vizyona giren Luca animasyon filmini izleyerek kendinizi Cinque Terre yolculuğunuz için motive edebilirsiniz!