

Yazar: Ayşe Bayvas
“Dudaklarımla yapamadığım için Leydi Hazretlerinin elini kalbimle öpüyorum.”
Bu satırların yazıldığı kişi, acımasız ve kurnaz Cesare’nin kız kardeşi, ahlaksız Papa VI. Alexander’ın metresi Vannozza dei Cattanei’den olan kızı, Ferrara hanedanından Alfonso d’Este ile evli olan (3. Eşi) Lucretia Borgia…

İspanyol Kardinal Rodrigo Borgia, 1492 yılında Papa VI. Alexander adıyla Papa seçilmeden önce de kötü bir şöhrete sahipti. Rönesans döneminin en tartışılan Papası olan VI. Alexander, yolsuzluklarla, suçla ve düzenbazlıkla anılan Borgia ailesinin önemli isimlerindendi. Hırslı projeleri için oğlu, Machiavelli’nin “Prens” kitabına büyük bir ilham kaynağı olan ve acımasızlığıyla tanınan komutan, Cesare Borgia ile iş birliği yaparak kızını kullanmaktan kaçınmayan bir baba…
Lucrezia, henüz 11 yaşındayken, 1491 yılında arka arkaya iki İspanyol soylusuyla nişanlandı. Ancak ertesi yıl babası Papa seçilince menfaatler doğrultusunda Pesaro Dükü Giovanni Sforza ile evlendirildi. Giovanni de böylece küçük bir Adriyatik kasabasının beyi olmaktan çıkıp güçlü bir aileye girdi, hatta amcası Milano Dükü Ludovico Sforza onu komutanlarından biri yaptı. Herkes için kazan-kazan durumuydu.
Vatikan’daki Borgia Apartmanları’nda bulunan “Sazın Salonu”ndaki İskenderiyeli Azize Catherine görüntüsünde Lucrezia'yı tasvir ettiği tahmin edilen 1494 tarihli Pinturicchio'nun freskinde ne kadar güzel olduğunu görüyorsunuz.

Gel zaman git zaman, çatlaklar başladı. On yedi yaşına geldiğinde, Lucrezia’nın kocasından bıktığı ve onu sık sık ihmal ettiği söylentisi başladı. Giovanni de Vatikan’ın siyasi entrikasından ve Lucrezia’nın kardeşlerinin kibrinden sıkılmıştı. Hatta Cesare Borgia’nın onu ortadan kaldırmanın yollarını düşündüğünü de duymuş olabilir. Bu arada Napoli ve Milano’dan daha yakın bir ittifakı tercih eden Lucrezia’nın babası ve erkek kardeşi, Giovanni’nin iktidarsız olduğunu, evliliğin hiç tamamlanmadığını iddia ederek evliliği iptal ettirmeyi planladı. Giovanni, amcasına müdahale etmesi için yalvardı, ancak Ludovico, Papa’yı daha da kışkırtacak bir şey yapmak istemedi.
Lucrezia’nın getirdiği çeyizi geri vermemek için evlilik iptaline karşı koyan Giovanni, Lucrezia’yı babası ve kardeşinin kendilerine istediği söylentisini yaydı. Yüzyıllar boyunca Borgia ailesine atfedilen ensest konusu böyle ortaya çıktı. Sonunda çeyizin kendisinde kalması koşuluyla iptale razı oldu.
Cesare ve Rodrigo daha sonra Bisceglie Dükü ve son Napoli kralının oğlu olan Aragonlu 17 yaşındaki Alfonso’yu Lucrezia’nın bir sonraki kocası olarak seçti; Rodrigo, evlilik müzakerelerini gerçekleştirmesi için güvenilir İspanyol hizmetkarı Pedro Caldes’i gönderdi. Ancak ilk evliliği 1497’de resmi olarak iptal edildiğinde, Lucrezia altı aylık hamileydi. Babasının Pedro Caldes, Rodrigo veya Cesare olduğu yönünde söylentiler aldı yürüdü. Çocuğun kimden olduğu konusu hiçbir zaman anlaşılamadı. Lucrezia üç ay sonra, oğlu Giovanni’yi doğurdu.
Aragonlu Alfonso yakışıklı ve nazikti ancak evlilik kısa sürdü. Sadece bir yıl sonra siyasi taşlar gene yerinden oynadı. Borgialar ile ittifakına artık ihtiyaç duyulmadığını hisseden Alfonso, huzursuzluk çıkarıyordu, Lucrezia yine hamileydi. 1 Kasım 1499’da doğan oğluna babasının adını verdi. Birkaç ay sonra Alfonso kiralık katiller tarafından saldırıya uğradı ve kafasından, sağ kolundan ve bacağından bıçaklandı. Lucrezia ona baktı hem gündüz hem de gece silahlı muhafızlar ayarladı; hatta birinin onu zehirleyebileceğinden korkarak yemeğini hazırladı. Bir ay sonra Alfonso hala iyileşme sürecindeyken Cesare ona geldi ve kulağına “kahvaltıda bitmeyen şeyin akşam yemeği ile tamamlanacağını” fısıldadı. O günün ilerleyen saatlerinde Alfonso’nun odasına giren Cesare’nin adamlarından biri Lucrezia’nın genç kocasını boğarak öldürdü, katil daha sonra cinayet emrini Rodrigo’nun verdiğini itiraf etti, ancak sesini duyuramadı.
Yirmi yaşında dul kalan Lucrezia, yasını tuttuktan sonra babasına Papalık sekreterliğinde yardım etmeye başladı. Ülkede dedikoduların sonu gelmiyordu, kardeşi ve babasıyla çığırından çıkan partilerde yer aldığı söyleniyordu. Belki gerçekti belki de halkın babası ve kardeşine olan nefretinin kurbanıydı, bilemiyoruz.
Yeni ittifaklar için uğraşan Cesare ve Rodrigo’nun dikkati şimdi de Ferrara Dükü Ercole d’Este’nin en büyük oğlu olan 24 yaşındaki Alfonso d’Este’ye dönmüştü. Cesare, Romagna Bölgesi’ni fethetmek istiyordu ve bu nedenle, Romagna ve Venedik Cumhuriyeti arasında stratejik olarak yer alan önemli bir askeri güç olan Ferrara Dukalığı ile bir ittifaka ihtiyaç vardı. Tahmin edersiniz ki ne Alfonso d’Este ne de babası Ercole, ilk kocası iktidarsız olarak alay edilen ve ikinci kocası öldürülen bir eş fikrinden çok mutlu değildi. Buna ek olarak, d’Este ailesi İtalya’daki en eski yönetici aileydi ve Borgia ailesi ile aynı sınıfta kabul edilemezdi.
Siyaset bir kez daha Lucrezia’nın evlilik hayatını şekillendirdi. İtalya’nın güçlü aileleri, Rodrigo’nun daha da güçlenmesinden korkarak muhalefet etmelerine rağmen Fransa Kralı XII. Louis, müttefiki Ercole’a evliliğe rıza göstermesini tavsiye etti. Ayrıca Rodrigo, Papa olarak, evliliğe rıza göstermemesi halinde Ercole’u tahttan indirmekle tehdit etti. Ercole sonunda büyük bir çeyiz karşılığında kabul etti.
Lucrezia Roma’yı bir hapishane olarak gördüğü ve hırslı babası ile kardeşinden uzak kendi hayatını yaşamak istediği için bu evliliğe hevesliydi. Evlilik 1501’de gerçekleşti. Ferrara halkı Lucrezia’ya hayran kaldı, ona güzelliği ve içsel zarafeti için övgüler düzdüler. Ancak evde işler böyle değildi. Görümcesi Isabella d’Este, Lucrezia’dan hoşlanmadığını o gelir gelmez açıkça belirtmişti. Lucrezia gibi geçmişi olan birini, babası ölüp de kardeşi başa geçtiğinde annesinin yerinde Düşes olarak görmek istemiyordu. Isabella, Lucrezia’nın evine her hareketini öğrenmek için casuslar bile yerleştirdi. Lucrezia’yı sürekli eleştirdi, hazırlanmasının ne kadar sürdüğünden ve saçlarını yıkamak için harcadığı aşırı zamandan şikâyet eden mektuplar yazdı. Lucrezia ne yaparsa yapsın, Isabella’nın gözüne giremedi. Ben de Isabella’nın kocası Francesco Gonzaga’nın Lucrezia’ya âşık olması, onun da buna kayıtsız kalmaması hatta gizli bir ilişki bile yaşadıkları konusuna şu anda girmiyorum.
Bu karışık ortama rağmen Lucrezia gene de siyasi entrikalardan kaçınarak, sanatın dikkate değer bir hamisi oldu. Ferrara’nın sanatçılar ve yazarlar için bir merkez haline getirilmesine yardımcı oldu.
Gelelim bu satırların yazarına… Muhteşem Lorenzo’nun Floransa’sında, Aldus’un Venedik’inde ve Leo X’in Roma’sında yaşayarak, en çok müzik besteleme tekniklerinin gelişmesinde ve Toskana lehçesinin gelişimine katkılarıyla tanınan İtalyan Hospitalier Şövalyeleri üyesi, kardinal, bilgin, şair ve edebiyat teorisyeni, İtalyan Rönesansı’nın kesinlikle en zengin kariyerlerinden birine sahip Pietro Bembo… Raffaello’nun resmi neredeyse tam da Lucrezia ile tanıştıkları yıl yapılmış.

Bembo, Lucretia’dan on yaş büyüktü ve hiç kimse ilişkilerinin tam boyutunu bilmiyor, ancak yaklaşık 1503-1517 arasına yayılan el yazısı mektuplarından, ikisinin Bembo’nun Ferrara’dan Urbino’ya gitmesinden sonra samimi ve romantik bir bağ paylaştığı açık.
Fotoğrafta gördüğünüz bir kurdele ile bağlanmış uzun sarı saç tutamı, 1685 tarihli bir belgede sözü edilse de Lord Byron’ın Milano seyahati sonrasında tanınmış. On dokuzuncu yüzyılın romantikleri için neredeyse bir ibadet nesnesi haline gelen sarı saç buklesi, Milano’da Pinacoteca Ambrosiana’da yüzyılın ilk yarısının en iyi Milanolu kuyumcularından Alfredo Ravasco tarafından yapılan bu kutuda saklanıyor.
.jpg)
Bu saç tutamının Milano’ya geldiği meçhul ancak Byron’ın dediği gibi bunlar hayal edilebilecek en sarı saçlar. Acaba bu sarılığın kaynağı Rönesans kadınlarının kullandığı odun külü, arpa samanı, çiçek ve ceviz yaprağı karışımından elde edilen boya mı diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Çünkü malum kendisi İspanyol kökenli ve tüm ailesi esmer.
Lucrezia ile Pietro’nun aşkı gizli, tehlikeli ancak gerçek bir aşk… Kodlanmış bir dil kullanarak gizli, tutkulu bir güçle kelimeleri kullandıkları bir hikâye…
Byron’un onları “dünyanın en güzel aşk mektupları” olarak tanımlaması boşa değil. Aynı isimle basılan ve ağaç baskı gravürleri de içeren kitaba ulaşabilirseniz Byron’ın ne demek istediğini anlayabilirsiniz.
Lucrezia Borgia, üç evliliğinde 7 düşük ve 10 doğum olmak üzere 17 kez hamile kaldı, sadece beş çocuğu yaşadı. Son hamileliği sırasında çok zayıflamıştı, doğumdan sonra da ciddi şekilde hastalandı. İki gün iyileşmiş gibi göründükten sonra tekrar kötüleşti ve 24 Haziran 1519’da hayatını kaybetti. Ferrara’da Corpus Domini Manastırı’na gömüldü.
Lucrezia Borgia’nın tanımlanmasındaki en son keşiflerden biri, Melbourne’deki Victoria Ulusal Galerisi’ne ait olan bu resimdir.

Müze tarafından 1965’te satın alınmasından bu yana yıllarca süren bir çalışmanın ardından, 2008’de açıklandı. Ancak, gene de onun portresi olduğu yönünde şüpheleri olan araştırmacılar var. Lucrezia’nın portresini resmeden Dosso Dossi’nin 1515-20 yılları arasında Ferrara’da yaşadığı biliniyordu ve bu da onun Düşes olarak geçirdiği zamana denk geliyor. Resmin 1519-30 arasında yapıldığı kabul ediliyor. Eğer portre gerçekten ona aitse hayatının sonuna yakın hatta ölümünden sonra yapılmış olmalı.
Resmin androjen doğası, görüntünün kimliği konusunda kafa karışıklığına yol açmış ve uzun yıllar boyunca genç bir adamın portresi olduğu düşünülmüş. Modelin kıyafeti, yüksek yakalığı ve deri kolları nedeniyle bir erkek giysisi gibi görünüyor. Lucrezia olup olmadığına dair ipuçlarını gene portrede buluyoruz. Uzmanlar, ellerinin arasında tuttuğu hançerin Roma kralı Sextus Tarquinius’un oğlu tarafından tecavüze uğradıktan sonra kendini hançerle öldüren Romalı kahraman Lucretia’ya bir referans olduğuna inanıyor. Lucrezia Borgia’nın ailesinin onurunu korumak için ölen Romalı Lucrezia ile karşılaştırılması, bu resim vasıtasıyla kendi ailesinin eylemleri / söylemleriyle lekelenmiş bir kadının itibarını bir nebze onarmaya yardımcı oluyor.

Resimde aşk tanrıçası Venüs’ü temsil eden bir Mersin çalısı da var. Mersin çalısı neredeyse sadece kadın portreleriyle kullanılır. Ön plandaki yazıtta, Romalı şair Virgilius’un bir dizesi okunuyor: “Parlak (güzellikten ziyade) bu güzel bedende hüküm süren erdemdir”. Güzelliğin bu sembolik ve gerçek tanımları, araştırmacıların bunun genç bir erkek değil, bir kadın olduğundan emin olmalarını sağlıyor.
Lucrezia, Ferrara’dayken babası, erkek kardeşi ve ilk oğlunun ölümlerini yaşadı. Evliliği boyunca yaptığı düşükler onu yıpratmıştı ve giderek daha dindar hale geldi, kiliseye daha fazla zaman ayırdı. Bu nedenle, giysileri ile görünüm tarzının değiştiği söyleniyordu. Burada, o bir kadın, anne, eş ve Düşes, sorumlulukları var. Resim sanki mücevhersiz, basit giysisi ve doğallığı ile dönüştüğü kadın ve geride bırakacağı mirasla hatırlanması için yapılmış.
Yıllar boyunca ailesinin hatalarıyla lekelenen Lucrezia figürü, günümüzde Ferrara’da Düşes olarak geçirdiği yıllar sayesinde, onu sanata ve insanlara adanmış, siyasette yetenekli, acı verici bir hayata rağmen iyi bir anne ve eş olarak varlığının yeniden değerlendirilmesine neden oluyor.
Yollarınız hep açık ve uzun olsun sevgili okur, belki bir gün bir yerde karşılaşırız.
Ayşe Bayvas
Fethiye, 15.01.2026