Yükleniyor
BİR MÜHENDİSİN KALEMİNDEN ROMA'DA ATATÜRK İZLERİ
BİR MÜHENDİSİN KALEMİNDEN ROMA'DA ATATÜRK İZLERİ

Yazar: Zehra Kuru

Kapak Fotoğrafı: Sertaç Mercan

 

İlk yazımla merhaba! Ben Zehra Kuru; Roma’da yaşayan bir araştırmacı olarak, bu köşede her ay şehrin sanatını, kültürünü ve günlük hayatın küçük detaylarını sizlerle paylaşacağım. Gözlemlerimi, deneyimlerimi ve bazen de keşfettiğim sürprizleri kendi bakış açımla aktarmak için buradayım.

Ve o zaman başlıyoruz…

 

Roma’nın kalbinde, Borghese Parkı’nın içinde bir müzede Atatürk heykelleri bulunduğunu biliyor muydunuz?

 

Eğer yolunuz Borghese Parkı’na düşerse, -ki bence kesinlikle düşmeli- Pietro Canonica Müzesi’ni de görmeden geçmeyin derim. Bahçesinde Citrus* türü ağaçların bulunduğu huzurlu ve etkileyici bu müzede önemli tarihi kişilerin büstleri ile Atatürk heykelleri, İzmir’in düşman işgalinden kurtuluşunu ve Sakarya Savaşı’nı anlatan eserlerle birlikte sergileniyor.

Borghese Parkı içinde yer alan yön tabelası.

 

Bu 10 Kasım’da da Türk gençleri olarak Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı, sevgi ve minnetle anarken, Roma’da onun hatırasını yaşatarak bir anma töreni gerçekleştirdik. Atatürk’ün de dediği gibi “Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kâfidir” sözünün değerini, Roma’da Yunus Emre Enstitüsü tarafından düzenlenen etkinlikte, sanat tarihçisi ve Çizme Dergisi’nin kurucusu Ahmet Ebcim’in etkileyici anlatımıyla bir kez daha hissettik.

 

İtalyan Sanatçı Canonica’nın Dünyasına Adım Atmaya Hazır mısınız?

 

Villa Borghese Parkı’na adım attığınızda, sadece yemyeşil bahçeler değil, aynı zamanda sanatla ve tarihle iç içe bir atmosfer karşılıyor sizi. İşte tam bu parkın içinde, hiç beklemediğiniz bir anda karşınıza çıkan Pietro Canonica Müzesi, Roma’nın gerçekten saklı kalan güzelliklerinden biri. Viale Pietro Canonica 2 adresindeki bu küçük ama sıcak müze, 1995’ten beri ziyaretçilerini ağırlıyor ve güzel yanlarından biri de tamamen ücretsiz olması. Salıdan pazara 10.00–16.00 saatleri arasında açık, yalnızca pazartesi günleri kapalı. Parkta dolaşırken kısa bir mola verip Canonica’nın heykellerini, portrelerini ve çalışma ortamını yakından görmek isterseniz, kapısından içeri girmeniz yeterli. Villa Borghese’de yolunuz düşerse bu samimi sanat durağını mutlaka keşfedin.

Borghese Parkı’ndan Museo Pietro Canonica’ya giden yol.

 

17. yüzyıldan kalma bu tarihi yapı, bir zamanlar Borghese ailesinin çeşitli hayvanlar için kullandığı bir çiftlik alanı olarak hizmet vermiş ve ardından 18. yüzyılda yapıya eklenen surlar, binaya küçük bir kaleyi andıran bir görünüm kazandırmış ve bugünkü mimari kimliğinin temelini oluşturmuş.

Pietro Canonica Müzesinin dıştan görünümü.

 

Pietro Canonica Müzesi’ne girmeden önce dış duvarındaki tabelalar ve bilgilendirme panolarını inceleyerek pek çok bilgi edinebilir ve içerideki sanat yolculuğuna hazırlık yapabilirsiniz. Panolar, Canonica ve müzenin tarihçesi hakkında sizlere değerli, kısa bilgiler sunmaktadır.

 Museo Pietro Canonica – Giriş kapısında alan bilgilendirme tabelası ve duvarda yer alan notlar.

 

Müze bahçesi, begonviller, çeşme ve dinlenme alanları ile doludur. Ziyaretçiler müzeye girmeden önce doğa ve sanatın iç içe geçtiği görsel bir şölenle karşılaşır. İşte bahsettiğim detaylar arasında, ilkbaharda rengârenk begonviller ve dinlenme alanları yer almakta olup bu alanlar ziyaretçilere huzurlu hissettirmekte ve harika bir müze deneyimi sunmaktadır.

Pietro Canonica Müzesi’nin begonvil bitkileri ve ilginç çeşmesi ile renklenen bahçesinden görüntüler.

 

Sonbaharda meyve veren Citrus ağacı; Canonica Müzesi’nin bahçesinde, mis gibi kokusu ve dallarındaki parlak meyvelerle mekâna ayrı bir canlılık katıyor. Müze gezisinin ardından bahçede oturup bu lezzetli meyvelerin tadına bakmanızı kesinlikle tavsiye ederim.

Pietro Canonica Müzesi’nin bahçesinde Citrus ağacı ve taze meyveleri.

 

Bu müze neden bu kadar önemli ve ilgi çekici ?

 

Ünlü İtalyan heykeltıraş ve sanatçı Pietro Canonica (1869–1959)’nın yaşamı ve eserlerini korumak amacıyla oluşturulmuş müze, ölümünden sonra koleksiyonunu Roma Şehri’ne bağışlayarak, hem sanatı hem de kişisel yaşam alanını gelecek nesillere aktarmıştır.

 

Canonica, 1927 yılında burayı hem ev hem de atölye olarak kullanmaya başlamış. Binanın her köşesi, onun sanatsal yolculuğuna dair izler taşıyor. Heykeller, eskizler, bronz ve mermerden yapılmış portreler, hatta çalışma masası ve kişisel eşyalarıyla sanatçının günlük yaşamına tanık olabiliyorsunuz.

 

Canonica Müzesi, bir sanatçının hem özel hem de profesyonel yaşamını gösteren nadir “house-museum” örneklerinden biridir. Bu, ziyaretçilere sadece eserleri değil, sanatçının yaşamını ve yaratım sürecini deneyimleme fırsatı sunmaktadır. Canonica’nın evinde, özellikle çalışma odasında beni derinden etkileyen anları kendi gözümden yakaladığım karelerle sizlerle paylaşmak istiyorum.

Pietro Canonica Müzesi’nin içinden, sanatçının hem yaşam alanını hem de eserlerini yansıtan görseller.

 

Pietro Canonica Müzesi’nin çalışma odasından, sanatçısına ilham veren pencere manzarası.

 

Peki şimdi Pietro Canonica’nın Evinde Cumhuriyet’in İzlerini Keşfetmeye Hazır mısınız ?

 

Canonica’nın çalışma odasından müze bahçesinin o eşsiz manzarasını izlerken, bu güzelliklerden ilham alarak böylesine etkileyici eserler ortaya çıkarmış olması gerçekten hayranlık uyandırıcı. Dikkatini biraz daha yoğunlaştırdığında, odadaki küçük ama anlamlı detaylar kendini gösteriyor. Atatürk’ün dolaptaki büstü, duvardaki tablosu… Her biri sanatçının dünyasına dair sessiz bir hikâye anlatıyor.

Pietro Canonica Müzesi’nin çalışma odasında, duvarda 1928 tarihli “Monument Republique” tablosu ve raflarda dikkat çeken Atatürk büstü.

 

Döneminin en prestijli sanatçılarından biri olarak, Avrupa kraliyetlerinden Ortadoğu’ya kadar birçok resmi portre ve anıtsal heykel siparişleri almış. Müze, sadece bu uluslararası bağlantıları değil, aynı zamanda 19. ve 20. yüzyılın sanat anlayışını ve heykel estetiğini de gözler önüne seriyor. Ziyaretçiler, sanatçının hem kişisel hem de profesyonel dünyasını keşfederken, Roma’nın kültürel mirasının derinliklerine doğru eşsiz bir yolculuğa çıkıyor.

 

Müzeden içeri girip ve sağ koridordan ilerlediğinizde, önce Pietro Canonica’nın etkileyici ‘’Uçurum’’ heykeli adeta sizi büyülüyor. Hayali bir uçurumun önünde diz çökmüş, birbirine sarılmış kadın ve erkek figürleri Dante’nin "Cehennem" indeki talihsiz âşıklar Paolo ve Francesca’ya gönderme yapmaktadır.

Pietro Canonica’nın “Uçurum” (L’Abisso, 1909) heykeli.

 

Ve şunu söyleyebilirim ki müzedeki en etkileyici eserlerden birisi de kesinlikle bu. Figürlerin tutkulu ve çaresiz duruşu sizi derinden etkiliyor. Bir an için adımlarınız yavaşlıyor ve heykelin gövdesinden yükselen o dramatik gerilim, izleyiciyi içine çeken bir manyetik etki yaratıyor. Kendinizi zamanın akışını unutturacak kadar güçlü bu sahnenin karşısında duruyormuş gibi hissediyor; heykelin her bir kıvrımını incelemekten kendinizi alıkoyamıyorsunuz. Bu şahane karşılaşma ile koridorun sağından devam ediyoruz.

 

Koridorda biraz daha ilerlediğinizde ise Canonica’nın diğer etkileyici heykelleri ve portre çalışmalarıyla zenginleşen koleksiyon sizi bekliyor. Canonica’nın teknik ustalığı, kısa sürede modelleme yapabilme yeteneği ve detayları hızlıca ortaya koyabilmesi, onu yalnızca Avrupa kraliyetlerinin değil, uzun süre poz vermeyi tercih etmeyen devlet liderlerinin de gözdesi hâline getirmiştir. Hatta Canonica, Atatürk’ün büstünü yalnızca dört günde tamamlamış; eser, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve çevresindekiler tarafından büyük bir beğeniyle karşılanmıştır.

Pietro Canonica, Modello per l’Opera in Marmo, 1927; bronz patinaile tamamlanmış alçı çalışması.

 

Müze hem Pietro Canonica’nın kişisel yaşamı hem de yaratıcı sürecinin sahne arkası ile birleşerek, ziyaretçilere benzersiz bir deneyim sunuyor. Her köşesinde hem sanatçının ustalığını hem de tarihî olayların izlerini görmek mümkün. Bu yönüyle Pietro Canonica Müzesi, sanat ve tarih tutkunları için zamansız bir keşif alanı niteliğinde ve gerçekten görülmeye değer.

 

Türkiye’nin dört bir yanında tarih ve sanatı buluşturan Canonica; 1927 Ankara Etnografya ve Sıhhiye Anıtları, 1928 Taksim Cumhuriyet Anıtı ve 1932 İzmir Atatürk Anıtı onun en bilinen eserleri olarak öne çıkıyor. Her biri hem sanatsal hem de tarihî bir mesaj taşımaktadır.

Pietro Canonica Müzesi:1928 yılında yapılan bronz “Türk Cumhuriyeti Anıtı – Sakarya Savaşı” rölyefi*.

 

Müzede duruşu ve görkemiyle dikkati çeken eserlerin başında, bugün Taksim Cumhuriyet Anıtı’nın da bir yüzünü oluşturan Sakarya Savaşı rölyefi yer alıyor. Sanat tarihçisi Ahmet Ebcim’in de dediği gibi: “Bu eser değişime, cumhuriyete ve yeni bir yönetim anlayışına işaret ediyor; çıkışı, yeniden doğuşu ve vatanın kuruluşunu simgeliyor. Halkın desteğiyle seçilen bir lider portresidir.”

Pietro Canonica Müzesi’nde yakın çekim: “Sakarya Savaşı” rölyefi ve ön planda büyük Atatürk heykeli.

 

Romanın kalbinde böylesine etkileyici bir eserle karşılaşmak, bizi derinden duygulandırıyor; figürlerin canlı duruşları ve ifadelerindeki detaylar, Sakarya Savaşı’nın kritik anlarını adeta yeniden yaşatıyor. Eseri incelerken geçmişte verilen mücadeleye ve ülkemizin kuruluşuna dair derin bir hayranlık ve minnet duyuyoruz. Türk gençleri olarak bu rölyefin önünde dururken tarihimizden aldığımız ilhamla Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı ve sevgiyle bir kez daha anıyoruz.

 

Ve salondaki bir diğer önemli eser ise İzmir’deki Atatürk Anıtı. Üç cepheli bronz kabartmalar ve mermer Atatürk büstüyle, Kurtuluş Savaşı’nın önemli anlarını güçlü ve görsel bir anlatımla gözler önüne seriyor.

Pietro Canonica Müzesi: 1932 yılında bronz patinel isıva ile yapılan İzmir Atatürk Anıtı heykeli.

 

Canonica’nın Türkiye’deki bu eserleri, sadece estetik değer taşımakla kalmamış; Cumhuriyet’in ilk yıllarının ruhunu, milli mücadeleyi ve Atatürk’ün vizyonunu yansıtan bir kültürel köprü işlevi görmektedir. Roma’daki Canonica Müzesi’nde sergilenen taslaklar, modeller ve atölye düzeni ise ziyaretçilere bu yaratım sürecini adım adım görme ve deneyimleme imkânı vermekte, sanatçının ustalığını ve dönemin tarihî atmosferini yakından tanıma fırsatı sunmaktadır.

Pietro Canonica Müzesi- Askeri Kıyafetli Atatürk Büstü ve Ziyaretçi Defteri.

 

Ziyaretimin sonlarına doğru müzede raflarda göze çarpan bir diğer eser, askerî şapka takmış olan Atatürk büstüydü. Figürün ciddi ve kararlı duruşu, hem Kurtuluş Savaşı’nın ruhunu hem de Atatürk’ün liderlik kararlılığını etkileyici bir şekilde yansıtıyordu.

 

Sevgili okurlarıma bir hatırlatma: Müzeden çıkarken ziyaretçi defterini doldurmayı unutmayın; tarih, isim ve ülkenizi yazarak bu özel anıyı ölümsüzleştirebilirsiniz.

 

Roma’da yaşayanlar için, bir nebze de olsa özlemini giderebileceğiniz bu müze, sizi hem sevindirecek hem de duygulandıracak; üstelik bu eserleri görmek aynı zamanda gururlandıracak. Roma’ya gezmeye gelen seyahatseverler için de unutulmaz bir müze deneyimi sunan bu yeri mutlaka ziyaret etmelerini tavsiye ederim.

 

Son satırları yazarken sizlere Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün bir sözü ile veda etmek isterim: “Türk gençliği, gelecektir.” Bir sonraki ay yine görüşmek üzere; bilim ve sanatla kalmanız dileğiyle.

 

*Citrus türü ağaçlar, özellikle Roma’daki tarihi villalarda daha çok mandalina ağaçları şeklinde bulunur; çünkü mandalina ağaçları hem daha küçük hem de park bahçeleri için daha uygundur.

*House museum, bir sanatçının hem kişisel yaşam alanını hem de sanatsal üretimini korur; ziyaretçilere sanatçının yaşamını ve yaratıcılık sürecini doğrudan deneyimleme imkânı sunar.

*Patina, genellikle metal veya taş yüzeylerde zamanla oluşan doğal veya yapay renklenme, örtü veya doku anlamına gelir.

*Rölyef, genellikle taş, ahşap veya metal gibi malzemeler üzerine çeşitli figürlerin ve desenlerin kabartma olarak işlenmesi şeklindedir.

Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Linkedin'da paylaş Whatsapp'da paylaş