

İtalya gezisi planlanırken çoğu zaman Roma, Floransa, Venedik ve Milano ön plana çıkar. Bolonya, havaalanı transfer noktası olarak görülür, genellikle es geçilir. Yarım gününü Bolonya’ya ayıran ya çıkar ya çıkmaz. Oysa bundan yaklaşık 250 yıl önce müzik dehası Wolfgang Amadeus Mozart, henüz on dört yaşındayken Bolonya’ya özellikle gelir ve Kont Gianluca Pallavicini'nin San Felice Sokağındaki evine konuk olur.
Bu konaklamayı babası planlamıştır. Zaten babaların hep bir bildiği vardır. Şehri seçme nedeni oğlunu ünü Avrupa’ya yayılan Bolonya Filarmoni Akademisi'nin sınavına sokmak ve müzik eğitimi almasını sağlamak. Aslında bir nevi Erasmus yaptırır oğluna.
Mozart’ı sınava hazırlayan hoca bugün Bologna Konservatuvarı'na ismi verilen besteci, saygın müzik hocası Peder Martini’dir. Mozart, Martini’den yaz boyunca kontrpuan dersleri alarak sınava hazırlanır. Sınav günü geldiğinde Mozart küçük bir odada, kapı üstüne kilitlenerek enstrümansız bir şekilde sınava girer. Kırk dakika içerisinde Gregoryen bir ilahiden yola çıkarak dört ses için antifon bestelemesi istenir.

Mozart klasik stilde kontrpuan oluşturmayı öğrenmiştir ancak Bolonya ekolünün kontrpuan kurallarına henüz aşina değildir. Bunu bilen Peder Martini, etik kuralları bir kereye mahsus ihlal ederek dahi öğrencisi Mozart’ın sınav kağıdını komisyonun kabul edeceği şekilde düzeltir. Böylelikle Mozart sınavı "tatmin edici" bir dereceyle geçmeyi başarır. İşte bu sınav kağıdı üzerinde yüce gönüllü hocanın düzelti izleriyle birlikte Strada Maggiore, 34 numarada bulunan Uluslararası Müzik Müzesi ve Kütüphanesinde (Museo Internazionale e Biblioteca della Musica) sergilenmekte.
Müzik Müzesi ve Kütüphanesine kadar gelmişken Harmonice musices adhecaton’u ( Harmonik Müziğin Yüz Şarkısı ) görmemek olmaz. Bu antoloji kitabını bu kadar kıymetli kılan özellik, hareketli metal baskı tekniğiyle basılan ilk müzik kitabı olmasdır. Baskı, Petrucci tarafından 1501 yılında Venedik’te yapılmış. 500 yıl öncesinden bir hazine...

Müziğin sadece notasını görmek bize yetmez, kulaklarımızın pasını da silmek isteriz diyenlere Bolonya Filarmoni Akademisinin düzenlediği konserleri hatırlatmak isterim. Müzik Müzesi ve Kütüphanesinden çıkınız, sola doğru yürüyüp üçüncü sağa sapınız ve Mozart’ın yürüdüğü yollardan yürüyerek Filarmoni binasına varınız. Mozart Salonunun yeşil kadife koltuklarında oturup Mozart’ı hissederek Mozart’ın müziğine kendinizi bırakınız lütfen.


Müzikli Bolonya gezintisinde son durak Bolonya Martini Konservatuvarı olsun. Konservatuvar’a yaklaşırken keman, tuba, perküsyon, yan flüt sesleriyle önünüze kırmızı halı seriliyor. Kızılın onlarca tonuyla bezeli Bolonya sokaklarında konservatuvarın kızıllığı bir başka. Üstelik o gün yağmur yağmışsa duvarların canlı kiremit rengiyle konservatuvarın avlusundaki ağaçların parlak yeşilinin zıtlığı adeta göz şöleni sunuyor. Avludan geçtikten sonra devasa bir merdiven holünde Peder Martini büstüne rastlayıp göz göze geliyorsunuz: ‘Hocam saygılar!’

Cam kapıya varınca 2024 yılından Mozart’ın yaşadığı döneme zaman yolculuğu yapar gibi bir his sarıyor insanı çünkü kapı kolları dahil binanın tamamı ilk halini koruyor. Koridorun sol tarafında Sala Bossi konser salonunda muhakkak bir konser, prova veya ders oluyor. Salonun duvarları Bolonya’nın önemli şahsiyetlerinin yağlı boya portreleriyle kaplı. Sanki onlar salonun daimi seyircileri, her an alkışlamaya hazır bekliyorlar.
Kilise orgu ile, kuyruklu piyano tüm haşmetiyle sahneyi dolduruyor. Un,due,tre… Müzik başlıyor.